Çimko’dan enerji dönüşümü ve alternatif yakıt kullanımına yönelik adımlar: Alternatif yakıt oranını 5 yılda %63 arttırdı
Çimko, 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nda enerji dönüşümü ve karbon yönetimi alanındaki uygulamalarına ve performans göstergelerine yer verdi. Alternatif yakıt tedarikinde biyokütle içeriğine sahip atıklarla birlikte yüksek kalorifik değere sahip atıkları öncelikli olarak tercih eden Çimko’nun, 2025 yılında fabrikalara ait ağırlıklı ortalama alternatif yakıt ısıl ikame oranı yüzde 17,2 seviyesine ulaşırken, bu oran 2020 baz yılına kıyasla yaklaşık yüzde 63 artış gösterdi. Yenilenebilir enerji yatırımları, atık ısı geri kazanım sistemleri ve kaynak verimliliği odaklı uygulamalar kapsamında çalışmalarını sürdüren Çimko, çevresel performansını geliştirmeye yönelik çalışmalarına devam etti. Hazır beton tesislerinde kullanılan suyun %63’ünü geri kazanarak ve 2025 yılında toplumsal yatırım alanına 37 milyon TL kaynak ayırarak çevresel ve sosyal sürdürülebilirlik performansını güçlendirmeyi sürdürdü.
SANKO Holding’in çimento ve hazır beton sektöründeki lider şirketi Çimko, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki performansını, stratejik önceliklerini ve hedeflerini kamuoyuyla paylaştığı “Bizimle güçlenir” temalı 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) dikkate alınarak ve Küresel Raporlama Girişimi (GRI) Standartları’na uygun olarak hazırlanan raporda, Çimko’nun karbon yönetimi, enerji dönüşümü, dijital üretim teknolojileri, sosyal sorumluluk projeleri, iş sağlığı ve güvenliği gibi başlıklarda yürüttüğü somut uygulamalara, performans göstergelerine ve gelecek hedeflerine yer verildi.
“Sürdürülebilirliği, rekabet gücümüzü artıran stratejik bir unsur olarak konumlandırıyoruz”
Çimento sektörünün yüksek enerji ihtiyacı ve karbon yoğun üretim yapısına dikkat çeken Çimko CEO’su Dr. Önder Kırca, “2025 yılı, sürdürülebilirlik alanında attığımız adımları daha sistematik, ölçülebilir ve entegre bir yapıya kavuşturduğumuz bir dönem oldu. Hayata geçirdiğimiz uygulamalarla üretim süreçlerimizde fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltırken alternatif yakıt kullanımını artırdık. Atık ısı geri kazanım sistemlerimiz sayesinde üretimden açığa çıkan enerjinin yeniden değerlendirilmesine katkı sağladık. Küresel ölçekte değişen regülasyonlar ve özellikle sınırda karbon düzenlemeleri doğrultusunda, iş modelimizi değişen gerekliliklere uyumlu hale getirmeye yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda sürdürülebilirliği, rekabet gücümüzü ve operasyonel dayanıklılığımızı destekleyen stratejik bir unsur olarak değerlendiriyoruz” dedi.
Alternatif yakıt ısıl ikame oranı 5 yılda %63 arttı
Üretim süreçlerinde kaynak verimliliğini artırmak ve karbon emisyonlarını azaltmak amacıyla alternatif hammadde ve yakıt kullanımını geliştirmeye yönelik çalışmaların sonuçlarını almaya devam eden Çimko, 2025 itibarıyla 130 bin tona yakın alternatif yakıt ve 70 bin tona yakın alternatif hammadde kullandı. Alternatif yakıt tedarikinde biyokütle içeriğine sahip atıklarla birlikte yüksek kalorifik değere sahip atıkları öncelikli olarak tercih eden Çimko’nun, 2025 yılında fabrikalara ait ağırlıklı ortalama alternatif yakıt ısıl ikame oranı yüzde 17,2 seviyesine ulaşırken, bu oran 2020 baz yılına kıyasla yaklaşık yüzde 63 artış gösterdi. Aynı dönemde biyokütleye dayalı ısıl ikame oranında ise 2020 baz yılına kıyasla yaklaşık yüzde 174 artış kaydedildi.
Enerji dönüşümü tarafındaki yatırımlarına hız veren Çimko, toplam 49 MW kurulu güce sahip güneş enerjisi kapasitesi ve yenilenebilir enerji projeleriyle portföyünü güçlendirdi. Tesislerde kurulu olan Atık Isı Geri Kazanım Sistemleri (WHR) ile yıllık 69 bin MWh enerji tasarrufu sağlayan Çimko, toplam elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 25’ini yenilenebilir enerji yatırımları ile karşıladı ve bu sayede 65 bin ton CO2 emisyonunun önüne geçildi.”
Hazır beton tesislerinde kullanılan suyun %63’ü geri kazanıldı
2021 yılından bu yana su ayak izini düzenli olarak hesaplayan Çimko, üretim süreçlerinde oluşan atık suyun geri kazanımına yönelik projeleri hayata geçirirken, 2025 yılında çimento fabrikalarında yaklaşık 190 bin m3 su geri kazanarak üretim süreçlerinde yeniden kullanıma kazandırdı. Bu miktar, fabrikalarda kullanılan toplam suyun yaklaşık %14’üne karşılık geliyor. Hazır beton tesislerinde ise kullanılan suyun %63’ü geri kazanılarak yeniden değerlendirildi. Çimko raporlanan uygulama ve performans sonuçları doğrultusunda, ilk raporlama yılında CDP İklim Değişikliği ve Su Güvenliği Programlarında A Listesi’nde yer aldı.
Toplumsal yatırımlara 37 milyon TL kaynak ayrıldı
Çimko, sürdürülebilirlik yaklaşımını yalnızca çevresel performansla sınırlamayıp, insan ve toplum boyutunu da kapsayan bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor. Bu kapsamda Çimko, 2025 yılında toplumsal yatırım alanına 37 milyon TL kaynak ayırarak faaliyet gösterdiği bölgelerde sosyal fayda odaklı projelere destek verdi.
Bu yaklaşımın en önemli unsurlarından birini, uluslararası iş birlikleriyle hayata geçirilen eğitim projeleri oluşturdu. Çimko’nun UNICEF ile birlikte yürüttüğü MakerUp programı, çocukların ve gençlerin 21. yüzyıl becerilerinin geliştirilmesine katkı sağlayan çalışmalar arasında yer aldı. Program kapsamında katılımcıların yaratıcı düşünme, problem çözme, dijital okuryazarlık ve üretim odaklı becerileri geliştirilirken, aynı zamanda uygulamalı öğrenme modeliyle çocukların potansiyellerini keşfetmeleri desteklendi. MakerUp programı, Gaziantep ve Adıyaman’da açılan merkezler aracılığıyla eğitime erişim ve beceri gelişimine katkı sunmayı hedefleyen uygulamalar kapsamında Çimko’nun toplumsal etki yaklaşımının önemli bir parçası oldu.
Eğitim alanındaki bir diğer önemli çalışma ise SosyalBen Vakfı iş birliğiyle Hatay ve Adıyaman’da hayata geçirilen Beceri ve Yetenek Merkezleri (BEYEM) oldu. Bu merkezler aracılığıyla 2.800 öğrenciye ulaşılırken, çocukların bilim, teknoloji ve üretim odaklı becerilerini geliştirmeye yönelik uygulamalı eğitimler desteklendi.
Çimko, bu projelerle çocukların ve gençlerin gelişimine katkı sağlamayı ve faaliyet gösterdiği bölgelerde sosyal gelişimi desteklemeyi amaçlıyor. Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) imzacılığıyla ise sosyal ve yönetişim alanındaki taahhütlerini uluslararası ilkeler doğrultusunda desteklemeyi sürdürdü.
