ERP Sistemlerindeki Açık, Şirketleri Milyonlarca Lira Zarara Sürükleyebiliyor
Dijital dönüşüm yatırımları hız kazanırken, şirketlerin karşı karşıya kaldığı siber risklerin maliyeti de her geçen gün artıyor. Fidye yazılımları, veri sızıntıları ve sistem kesintileri; yalnızca BT departmanlarının değil, doğrudan şirket bilançolarının ve marka değerinin de en kritik risk kalemleri arasında yer alıyor.
Siber tehditler, artık sadece dışarıdan gelen basit virüs saldırıları olmaktan çıkıp, çok daha sofistike ve hedef odaklı operasyonlara dönüştü. Üstelik birçoğu artık yapay zekanın kabiliyetlerinden de faydalanıyor. Dijital dönüşümle birlikte şirketlerin “saldırı yüzeyi” denilen risk alanları genişledi. ERP sistemleri ise bu yeni denklemde, bir şirketin adeta “kalbi” veya “beyni” konumunda. Finans, üretim, insan kaynakları, AR-GE gibi tüm kritik ve hassas veriler artık bu merkezi sistemlerde tutuluyor.
Industrial Application Software (IAS), özellikle ERP sistemlerinde göz ardı edilen güvenlik açıklarının, şirketler için ciddi finansal ve operasyonel kayıplara yol açabileceği konusunda uyarıyor. IAS CTO’su Bahtiyar Tan, ERP sistemlerinin artık yalnızca bir iş yazılımı değil, şirketin tamamını ayakta tutan dijital omurga olduğunu vurguluyor ve siber saldırıların gerçek maliyeti konusunda bilgi veriyor: “Siber güvenlik ihlallerinin maliyeti, çoğu zaman yalnızca fidye bedelleri veya BT onarım harcamalarıyla sınırlı kalmıyor. Üretim hatlarının durması, teslimatların aksaması, kritik AR-GE bilgilerinin sızması ve müşteri verilerinin ortaya çıkması gibi sonuçlar; şirketleri uzun vadeli bir güven ve itibar kaybıyla karşı karşıya bırakıyor. Özellikle regülasyonların sıkılaştığı günümüzde, veri ihlallerinin idari para cezaları, hukuki yaptırımlar ve sözleşmesel kayıplar gibi doğrudan finansal sonuçları da bulunuyor.”
Dağınık Sistemler, Artan Risk ve Kontrol Kaybı
Birçok kurumda verilerin farklı yazılımlar, yerel sunucular ve manuel dosyalar arasında dağınık şekilde tutulduğuna dikkat çeken Bahtiyar Tan, bu yapının güvenlik açısından ciddi bir zafiyet oluşturduğunu belirtiyor: “Dağınık sistemler; yetkisiz erişim riskini artırıyor, denetimi zorlaştırıyor, bir ihlal durumunda hasarın kaynağını ve kapsamını tespit etmeyi güçleştiriyor. Bütünleşik bir ERP platformu, veriyi tek ve güçlü bir merkezde toplayarak güvenlik yatırımlarının daha etkin kullanılmasını ve riskin kontrol altına alınmasını sağlıyor.”
Güvenlik Sonradan Eklenen Bir Özellik Olamaz
IAS olarak, siber güvenliği yazılımın üzerine sonradan eklenen bir “ekstra” olarak değil, mimari bir zorunluluk olarak ele aldıklarını belirten Tan, “canias ERP platformu, yazılım geliştirme sürecinin en başından itibaren güvenlik prensipleriyle tasarlanıyor. Rol bazlı yetkilendirme, detaylı iz kayıtları (audit logs), veri şifreleme ve çok katmanlı erişim kontrolleri; hem dış saldırılara hem de içeriden kaynaklanabilecek hatalı veya kötü niyetli kullanımlara karşı riskleri minimize ediyor. Sahip olduğumuz ISO 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi sertifikası, bu yaklaşımın uluslararası standartlara uygun şekilde sürdürüldüğünü ortaya koyuyor. Tüm bunların bir arada olduğu ERP güvenliği, yalnızca BT bütçesi kalemi olarak değil; kurumsal risk yönetiminin temel unsurlarından biri olarak ele alınmalı. Güvenli bir ERP altyapısı, şirketlerin operasyonel sürekliliğini korurken, beklenmedik siber olayların yaratabileceği yüksek maliyetli krizlerin de önüne geçiyor. Siber güvenliğe yapılan yatırım, bir maliyet değil; çok daha büyük kayıpları önleyen stratejik bir sigortadır” dedi.
